Dyson...
- cenes81
- 14 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Merhabalar;
Bugün sizlere (fiyat politikası-az görünürlüğüne rağmen),(bayanların ilahi alet olarakta adlandırdığı) benide çok düşündüren Dyson markasının ortaya çıkış hikâyesini anlatmak istiyorum. Araştırdıkça bu markanın aslında modern sanayi tarihinin en çarpıcı “inat + mühendislik + başarısızlık” örneklerinden biri olduğunu ve bir şirketten çok bir fikrin ısrarla savunulmasının hikâyesi olduğunu anladım.
Keyifli okumalar…
Kurucusu James Dyson 1947 İngiltere doğumludur. Eğitimini Royal Collage of Art’ta endüstriyel tasarım üzerine almıştır. Mühendis ve tasarımcıdır. Kendini şu cümleyle tanımlar: “Ben bir mucit değilim, sorunlardan rahatsız olan biriyim.” James Dyson hiçbir zaman “ev aletleri üretmek” hayaliyle yola çıkmadı. Onu harekete geçiren şey: “Bir şey çalışmıyorsa, neden herkes buna katlanıyor?” sorusuydu. Her Şey Bir Çiftlikte Başladı (1978). James Dyson’ın yaşadığı evin yakınında bir kereste fabrikası vardı. Bu fabrikada talaş havayı dolduruyor, filtreler sürekli tıkanıyordu. Dyson burada ilk kez endüstriyel siklon ayırıcıları gördü. Hava, koni içinde dönüyor, merkezkaç kuvvetiyle toz dışarı atılıyordu. Filtre yoktu. Dyson’un zihninde kritik soru doğdu: “Bu teknoloji fabrikada çalışıyorsa, neden ev süpürgelerinde olmasın?”Dyson’a göre düşman filtreydi. O dönemdeki süpürgeler toz torbası kullanıyordu. Torba doldukça, emiş gücü düşüyor,performans azalıyordu. Dyson’a göre bu bilinçli bir kusurdu:
Torba satışı = Sürekli gelir (Üreticiler bunu değiştirmek istemiyordu.)
James Dyson evinde, bahçesinde, garajında 5.127 adet prototip yaptı. Çoğu çalışmadı, aşırı gürültülüydü, tozu iyi ayıramıyordu, ev kullanımına uygun değildi. Bu süreç 15 yıl sürdü. Maddi olarak neredeyse iflas etti. Ailesiyle birlikte çok zorlandı. Dyson daha sonra şöyle diyecekti: “Başarısızlıklarım olmasaydı, Dyson diye bir marka olmazdı.” Dyson fikrini Hoover, Electrolux, Miele, Bosch gibi devlere götürdü. Hepsinden benzer cevap aldı: “Bu ürün torba satışını bitirir”, “Ticari olarak mantıklı değil”, “Tüketici bunu istemez”. Yani sorun teknoloji değil, iş modeliydi. İngiltere’de kimse ilgilenmeyince Dyson: Japonya’ya gitti. G-Force adlı süpürgesini piyasaya sürdü. Çok pahalıydı. Ama tasarım ikonu oldu. Japonya’da ödüller kazandı. Lüks ürün olarak satıldı. Bu satışlar Dyson’a sermaye, güven, uluslararası tanınırlık sağladı. Dyson kendi şirketini kurdu, kendi parasını riske attı, kendi fabrikasını açtı. 1993 yılında DC01 adıyla torbasız ilk ticari süpürgesini üretti. Satış stratejisi olarak “Emiş gücü düşmez” iddiası ile İngiltere’de kısa sürede 1 numara oldu.
Dyson şirketinin diğer şirketlerden ayıran özellikler şunlardır reklamdan çok Ar-Ge’ye yatırım yapar, Her ürün baştan tasarlanır, mevcut çözümleri reddeder. Dyson zamanla şunları yaptı. El kurutma makineleri (Airblade), fanlar (pervanesiz), ısıtıcılar,saç kurutma & şekillendirme (Supersonic, Airwrap), hava temizleyiciler. Bu ürünlerin ortak noktası hava akışı, motor teknolojisi, akışkanlar mekaniği, uzay-havacılık toleranslarında üretilmesidir. Dyson aslında süpürge, fan, saç kurutma satmaz. “Sorunsuz çalışan mühendislik” satar. James Dyson’ın sözüyle: “İnsanlar yeni bir ürün istemez. Çalışan bir ürün ister.” Dyson Reklam Yapmaktan Nefret Eder. Uzun süre TV reklamı yapmadı, ürünün içini şeffaf gösterdi, “Gizleyecek bir şeyimiz yok” dedi. Bu güven algısını, mühendislik prestijini artırdı.




Yorumlar