JFK suikasti...
- cenes81
- 11 May
- 2 dakikada okunur
Selamlar bugün sizlere JFK suikastini araştırırken bu suikaste neden olabilecek bir nedeni biraz daha detaylarıyla anlatmak istiyorum. JFK ve Ben Gurion arasında geçen 4 adet mektupta İsrail’e Dimona nükleer tesisi için inanılmaz ciddiyette ve olumsuz mektuplar yazmış ve aslında haklısın ama karışma cevapları almış. Biraz daha inceleyerek JFK’dan sonra Amerika’nın tutumunu da inceledim.
1)Kennedy → Ben-Gurion (18 Mayıs 1963)
“Dünya barışı için nükleer silahların yayılmasını önlemekten daha acil bir konu yoktur.”
“Dimona tesisinin doğası hakkında kesin bilgi sahibi olmak zorundayız.”
“ABD bilim insanlarının düzenli aralıklarla tesisi ziyaret etmesi gereklidir.”
“Bu ziyaretlerin yılda iki kez yapılmasını öneriyoruz.”
Kennedy açıkça şunu söylüyor “Gizli bir nükleer program varsa kabul edilemez.”
ABD’nin amacı: İsrail’in nükleer silah geliştirip geliştirmediğini doğrulamak
2)Kennedy’nin sert uyarı taslağı (1963)
“Dimona hakkında tatmin edici bilgi verilmezse, ABD’nin İsrail’e olan desteği ciddi şekilde tehlikeye girebilir.” Bu, Kennedy’nin en sert mesajlarından biridir. “Şeffaf olmazsanız ilişkiler zarar görür”
3)Ben-Gurion → Kennedy (27 Mayıs 1963)
“Dimona’daki çalışmalar tamamen barışçıl amaçlıdır.”
“Negev’deki bu proje, bölgenin kalkınması için yürütülmektedir.”
“ABD’li uzmanların ziyaretine prensipte karşı değiliz, uygun zamanda gerçekleştirilebilir.”
İsrail “Silah yok, sadece sivil amaç” diyor. Denetimi hemen kabul etmiyor, geciktiriyor
4)Ben-Gurion → Kennedy (12 Mayıs 1963)
“İsrail ciddi tehditlerle karşı karşıyadır.”
“Bazı Arap liderler, geçmişteki totaliter rejimlere benzer bir zihniyet taşımaktadır.”
“Bu koşullar altında İsrail’in güvenliği en önemli önceliktir.
Dimona’yı doğrudan açıklamak yerine “Biz tehdit altındayız” argümanı öne çıkarılıyor.
Bu yazışmalar ABD’nin ilk kez İsrail’e nükleer baskı yaptığı belgeler, Kennedy’nin, İsrail’e karşı bile gerektiğinde sert politika uygulayabildiğini gösterir, Orta Doğu’daki nükleer denge tartışmalarının başlangıç noktalarından biridir
John F. Kennedy’nin ölümünden sonra Dimona Nuclear Reactor konusundaki ABD politikası gerçekten belirgin şekilde yumuşadı. Bu değişim özellikle Kennedy’nin yerine geçen Lyndon B. Johnson döneminde görüldü.
Kennedy döneminin sonuna kadar (1961–1963)
Kennedy’nin politikası netti sert denetim talebi, Dimona’ya yılda iki kez ABD’li bilim insanlarının girmesini istedi. Amacı İsrail’in nükleer silah üretmesini engellemek.
Kennedy’nin yaklaşımı “Şeffaflık olmazsa ABD desteği tehlikeye girebilir.”, İsrail’e yönelik en ciddi diplomatik baskılardan biri bu dönemde yapıldı. Bu nedenle bazı tarihçiler Kennedy’yi: İsrail’in nükleer silah edinmesini gerçekten durdurmaya çalışan tek ABD başkanı olarak yorumlar.
Kennedy’nin suikastı sonrası (Kasım 1963)
Kennedy’nin öldürülmesinden sonra başkan olan Lyndon B. Johnson ile ABD politikasında ton değişti. Politika değişiminin ilk işaretleri denetim talepleri devam etti, ama daha az sert daha az sıkı, daha az baskıcı. Johnson yönetimi İsrail ile stratejik ilişkileri daha öncelikli gördü.
1964–1966: Denetimler ama “kontrollü ziyaretler”
ABD ekipleri Dimona’ya girdi, ancak ziyaretler sınırlıydı. İsrail ziyaretleri önceden hazırlıyordu, bazı bölümlerin gizlendiği düşünülüyor. ABD ekipleri tam erişim sağlayamadı. Sonradan ortaya çıkan belgelerde İsrail’in bazı alanları geçici duvarlarla kapattığı, bazı cihazları sakladığı iddiaları yer aldı.
Johnson dönemi: “Sessiz kabul” politikası 1960’ların ortasına gelindiğinde ABD’nin yaklaşımı değişti yeni yaklaşım “Bilsek bile açıkça çatışmayalım.” Bu politika tarihçiler tarafından: “Strategic ambiguity tolerance” (stratejik belirsizliğe göz yumma) olarak tanımlanır. Yani İsrail nükleer silah yaparsa ABD bunu resmen kabul etmeyecek ama sert şekilde engellemeyecek.
1969: Nixon dönemiyle resmileşme
Bu politika en net şekilde Richard Nixon Golda Meir arasında yapılan gizli anlaşmayla şekillendi. Gizli mutabakatın özü ABD İsrail’in nükleer silahına açıkça karşı çıkmayacak, İsrail nükleer silahını resmen açıklamayacak, nükleer test yapmayacak.Bu politika bugün bile “nükleer belirsizlik politikası” olarak bilinir.
İyi günler.
