top of page

İstanbulun incisi Bebek semti...

  • Yazarın fotoğrafı: cenes81
    cenes81
  • 19 Kas 2025
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 Kas 2025

Evet, bugün sizlerle bence İstanbul'un en güzel semtlerinden biri olan, sürekli gittiğim ve her seferinde iç kısımlarında kaybolduğum, sahilinde huzur bulduğum kimi zaman sessiz, kimi zaman hırçın, İstanbul’un Bebek semtini hem Boğaziçi’nin en eski yerleşimlerinden biri olması, hem de Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar saray çevresinin uğrak yeri olması nedeniyle efsaneler, rivayetler ve yerel hikâyelerle oldukça zengin olmasından dolayı paylaşmak istedim. Haydi başlayalım…

Bebek’in Adının Kökeni Efsanesi (Bebek Çelebi Rivayeti)

Bebek’in adının kökenine dair en yaygın efsane:

Fatih Sultan Mehmet, Boğaziçi kıyılarını korumak için bölgeye çok güzel yüzlü, yakışıklı bir delikanlı olan “Bebek Çelebi”yi Gözcü (Subaşı) olarak gönderir.

Halk bu delikanlıyı “Çok güzel bir bebek gibi” diyerek anlatmaya başlar.

Zamanla bölgenin adı “Bebek” olarak kalır.

Bu olayın tarihsel kaynağı zayıftır ama İstanbul folklorunda çok yaygın bir hikâyedir.

“Bebek Koyunda Altın Gemi” Efsanesi

Eski Boğaziçi söylencelerine göre:

Bebek koyunda sisli gecelerde suyun üzerinde

“küçük, ışık saçan bir altın kayık/altın gemi”

görülürmüş.

Gemi belirdiğinde kıyıdan bir ses duyulur:

“Her gören bir dilek tutarsa gerçekleşir!”

Rivayete göre bu kayık Bizans’ın saklı hazinelerinin ruhuymuş.

Bu hikâye özellikle 19. yüzyıl Boğaziçi yalı kültüründe anlatılan bir masal haline gelmiştir.

Bebek’te “Gizli Tüneller ve Korsan Hazinesi” Rivayeti

Boğaz kıyıları uzun süre korsanlara uğrak olduğu için, halk arasında şu rivayet yaygınlaşmıştır:

Bebek sırtlarında Bizans döneminden kalma tüneller bulunur.

Bu tünellerin bazıları Ayios Mihail Manastırı kalıntılarına çıkar.

Kimi rivayetlerde bu tüneller, korsanların sakladıkları bir hazine ile ilişkilendirilir.

Bazı eski Bebekliler, kıyıda geceleri zincir sesleri duyduklarını söyler.

Temel olarak bir halk söylencesidir; arkeolojik kanıt yoktur.

Hıdrellez Gecesi “Kese Bağlama” Ritüeli

Bebek’in eski Rum ve Türk sakinlerinin anlattığına göre:

Hıdrellez gecesi genç kızlar, Bebek koyuna inip suya

kırmızı ip ve küçük kese atar, dilek dilerdi.

Kesenin sabah “kıyıya en yakın çıkan kişiyi” o yıl “kısmeti açık” kabul ederlerdi.

Bu ritüel 20. yüzyıl ortasına kadar sürmüştür.

Bebek Yalısı’ndaki “Beyaz Kadın” Hayaleti

  1. yüzyıl başlarında çok anlatılan bir hikâye:Eski bir Bebek yalısında (hangi yalı olduğu bilinmez)geceleri beyaz elbiseli bir kadın silueti kıyıya doğru yürürmüş.

    Anlatıya göre bu kadın, evleneceği gece denize düşüp ölen genç bir Rum gelininin ruhudur.Bebek koyundaki sessiz, sisli gecelerde dolaştığı rivayet edilir.

Boğaziçi’nin klasik “yalı hayaletleri” arasında sayılır.

Bebek Mezarlığı ve “Bekçi Hüseyin” Masalı

Çocuklara anlatılan bir eski Bebek hikâyesi:

Mezar bekçisi Hüseyin Efendi, geceleri mezarlıkta bir çocuk sesi duyarmış.

Ses hep şu cümleyi söyler: “Annemi gördün mü?”

Bir sabah mezarlığın kenarında eski bir oyuncak bulunur.

Rivayete göre Bebek’te yıllar önce ölen küçük bir çocuğun ruhudur.

Tamamen folklorik bir şehir efsanesi niteliğindedir.

Archangelos (Mikail) Efsanesi – “Boğazı Koruyan Işıklı Melek”

Bizans döneminde Bebek kıyısında Ayios (Aziz) Mihail’e adanmış küçük bir şapel olduğu anlatılır.

Efsaneye göre:

Boğaz korsan saldırılarına uğradığında,

Bebek koyunun üzerinde beyaz bir ışık sütunu yükselirmiş.

Bu ışık, Mikail’in kılıcının ışığıymış.

Korsanlar ışığı görünce yön değiştirir, “ilahi bir güç Boğazı koruyor” diye kaçar giderlermiş.

Bu yüzden bölge “melek tarafından korunmuş yer” olarak anılırmış.

“Ağlayan Kız Kayası” – Bebek Koyunda Kaybolan Prenses

Bebek semtinin kıyıya yakın büyük kayalıklarından birine Bizans döneminde bir hikâye anlatılır:

Genç bir Bizans prensesi bir gece denize açılırken fırtına çıkar.

Kayalıklara çarpar ve dalgalar arasında kaybolur.

Halk, geceleri kayalığın üzerinden ağlayan bir kızın sesinin duyulduğunu söyler.

Kayalık bu yüzden “Ağlayan Kız Kayası” (Klakousa Petra) olarak anılır.

Bebek koyundaki sisli gecelerde duyulan uğultular bu efsaneyle ilişkilendirilirdi.

“Denizin Altındaki Manastır” Rivayeti

Rum yaşlıların anlattığı eski bir rivayet:

Bebek sahilinde bir zamanlar bir deniz kenarı manastırı varmış.

Büyük bir deprem sonrası manastırın bir kısmı suya gömülmüş.

Sessiz gecelerde suyun altında çan sesi duyulduğu söylenirmiş.

Özellikle ay tutulması geceleri çanın “kısık ama derin bir sesle” çaldığına inanılırdı.

Bu söylence, Boğaziçi’nin diğer bölgelerinde de görülen klasik “batık kilise” motifinin Bebek versiyonudur.

“Gözleyen Rahip” Hikâyesi – Boğazdan Geçen Gemiye İşaret

Bir diğer Bizans folklorunda:

Bebek’teki şapelin keşişi her gece sahilde oturur, Boğaz’dan geçen gemilere bakarmış.

Bir gün kaybolan bir geminin geri dönmesi için Tanrı’ya adak adamış.

Gemi döndüğü gün, rahip şapelden çıkıp denizin üzerine doğru yürümüş ve kaybolmuş.

Bu nedenle çok eski Bebekliler bazı geceler kıyıda “beyaz bir keşiş gölgesi” gördüklerini söylerdi.

Mistik bir denizci koruyucusu figürüdür.

“Gizli Bizans Tünelleri” Rivayeti

Bebek tepelerindeki eski Bizans yapılarından şehre inen:

Gizli bir tünel ağı olduğuna inanılırdı.

Bu tünellerin Galata’daki Ceneviz kalelerine, hatta Rumeli Hisarı bölgesine kadar uzandığını söyleyen efsaneler vardır.

Bazı efsanelerde tünelin içinde ikonalar, altın yaldızlı kitaplar ve kutsal emanetler saklandığı anlatılır.

Gerçekte bu tünellerin varlığına dair kanıt yoktur ama Boğaziçi folklorunun önemli bir parçasıdır.

“Boğazın Mavi Ruhları” – Deniz Perileri Efsanesi

Bir Bizans söylencesine göre:

Bebek koyu, “Mavi Nereidler” denen deniz perilerinin yaşadığı yerlerden biriymiş.

Ay ışığında suyun üzerinde dalgalar maviye döndüğünde, periler suyun yüzeyinde dans edermiş.

Balıkçıların bir kısmı bu ışık oyunlarını “deniz ruhları” olarak yorumlar, onları görmenin bolluk getirdiğine inanırmış.

Bu efsane hem Yunan mitolojisinin hem Boğaziçi masallarının harmanıdır.

ree

 
 
 

Yorumlar


bottom of page