Papatya falı...
Selamlar bugün sizlere aslında hepimizin yaptığı ve sonucunda mutlu olduğu bir faldan Papatya Falı’ndan bahsetmek istiyorum.
İngiizce adı ‘Daisy’ eski Anglo Saksonca ‘daeges eage’ yani ‘günün gözü’ nden gelir. Çünkü papatya sabah güneşle açar , akşam güneşle kapanır. 1203 yılında bir Alman sevgilisinin kendisini sevip sevmediğini öğrenmek istedi. Eline bir çimen yaprağı aldı. Parmaklarıyla ölçmeye başladı: ‘seviyor… sevmiyor… seviyor… sevmiyor…’ papatyadan önce fal ç,menle bakılırdı. Yüzyıllar geçti. Çimen yerini papatyaya bıraktı. 1471’de Augsburg’ta yaşayan rahibe Clara Hatzlerin, bir şarkı kitabı (Liederhandschrift) hazırladı. Içinde bir aşk falının yazılı en eski kaydı vardı. Papatyanın yapraklarını kopararak sevgilinin aşkını sınamak. 1808’de Alman şaie Goethe, başyapıtı Faust’ta bu falı sahneye taşıdı. Gneç ve saf Gretchen, bahçede bir papatya alır. Faust’un kendisini sevip sevmediğini öğrenmek için yaprakları koparmaya başlar. Son yaprakta papatya cevabını verir:’seviyor’ Goethe falı edebiyata, edebiyatta bütün dünyaya yaydı. Fransızca adı ’effeuiller la marguerite’ – papatyayı yaprak yaprak soymak. Ama Fransızlar iki cevapla yetinmedi. Onların papatyasında beş katman vardı. ‘ az seviyor, çok seviyor, tutkuyla seviyor, delicesine seviyor.’ Bir botanik gerçek var ki papatyaların Yaprak sayısı 13, 21, 34, 55 gibi sayılardan oluşur. Bunlar aslında Fibonacci dizisidir. Yani seviyor ile başlarsak yine seviyor ile biter. 1203’ten bugüne insanlar savaşlar gördü, imparatorluklar yıkıldı, şimdi ise makineler hayatımıza daha çok girmeye başlamışken hala bir çiçeğin yaprağına soruyoruz Seviyor mu? Sevmiyor mu?
İyi günler.




Yorumlar