SÜVEYŞ KANALI...
- cenes81
- 26 Kas 2025
- 5 dakikada okunur
Merhabalar bugün sizlere dünya ticaret tarihini değiştiren bir yapıdan bahsetmek istiyorum. Süveyş Kanalı...
Ama her zamanki gibi konuya biraz daha farklı bir pencereden baktım. En çok ilgimi çekende biraz araştırınca devlere göre ufacık olan Mısır'ın nasıl Fransa ve İngiltere'den bu kanalın yönetimini aldığı ve bu devlerin ses çıkartmadan tamam dediği oldu. Haydi gelin hep birlikte inceleyelim...
Akdeniz ile Kızıldeniz’i bağlayacak bir deniz yolu fikri aslında çok eskiye dayanıyordu. Bu bağlantı sayesinde Avrupa ile Asya (özellikle Hindistan ve Uzak Doğu) arasındaki deniz yolculuğu, Afrika’nın etrafını dolaşmak yerine bir “kısa yol” üzerinden yapılabilecekti bu da deniz taşımacılığını çok daha hızlı ve ekonomik kılıyordu. Bu nedenle, 19. yüzyılda küresel ticaretin büyümesi ve deniz taşımacılığının önem kazanmasıyla birlikte kanal projesi hayata geçirilmek istendi. Projeyi başlatan ve yöneten isim Fransız
mühendis/diplomat Ferdinand de Lesseps idi. 1858’de kurulan Suez Canal Company (Süveyş Kanalı Şirketi), kanal inşaatı için resmi yetki aldı. Çalışmalar 25 Nisan 1859’da resmen başladı bu başlangıç töreninde de Lesseps sembolik ilk kazmayı vurdu. Başlangıçta kanal kazısı tamamen insan gücüyle kazma, kürek, sepet gibi ilkel araçlarla yapılmaya başlandı. Bu işleri çoğunlukla zorunlu ya da “angarya” emek olarak sağlanan Mısırlı işçiler yürütüyordu. Daha sonra bu iş makineleri kazıcı makineler, buhar kepçeleri (steam‑shovels) ile desteklendi. İnşa edilen kanal kum, alüvyon ve yumuşak toprağa oyulmuştu; yalnızca bazı yerlerde sert kaya tabakalarıyla karşılaşıldı. Toplamda yaklaşık 74 milyon m³ toprak çıkarıldı. Ancak süreçte büyük zorluklar yaşandı: işçiler arasında hastalıklar, özellikle kolera salgınları; çalışma koşullarının ağır olması; siyasi-belirsizlikler ve mali zorluklar bunlardan bazılarıydı. İnşaat planlanan süreden uzun sürdü: başta 6 yıl öngörülürken, zorluklar nedeniyle yaklaşık 10 yıl aldı. Kanalın iki ucu sonunda birbirine bağlandı: 18 Ağustos 1869’da Akdeniz ile Kızıldeniz suları ilk kez birleşti. Kanalın resmî açılışı ise 17 Kasım 1869 tarihinde yapıldı. Açılış töreni çok görkemliydi: aralarında Fransız İmparatoriçesi Eugenie de Montijo’nun da bulunduğu birçok kraliyet ve devlet görevlisi katıldı; bir filo geçişi ile tören kutlandı. Kanal, açıldığı ilk yıllarda yüzlerce gemiye ev sahipliği yaptı ancak kanal dar ve sığ olduğu için gemi trafiği sınırlıydı. 1875’te, Mısır’daki borç ve finansman sorunları nedeniyle, Mısır Hıdivi hisselerini devretmek zorunda kaldı; bu hisseler satın alındı ve Birleşik Krallık Hükûmeti büyük hissedar hâline geldi.Kanal, küresel deniz ticaretinde çok stratejik bir rota hâline geldi: Avrupa–Asya deniz yolculuğunu Afrika’yı dolaşmaya kıyasla çok daha kısa ve hızlı yaptı.
Kanal, 1858'de Compagnie Universelle du Canal Maritime de Süveyş (Süv) Başlangıçta hisselerin yaklaşık yarısı yani ~%50 Fransız yatırımcılara aitti. Diğer büyük hisse sahibi ise o dönemdeki Mısır Hükümeti (yani Sa'id Paşa ve/veya Mısır hazinesi) idi. Ancak 1875 yılında, Mısır’ın ekonomik sorunları nedeniyle o zamanki yönetici (İsmail Paşa) Mısır’ın sahip olduğu hisseleri yaklaşık %44 payı satınca şirketin hisseleri İngiliz hükümetine geçti. Böylece İngiltere, şirketin en büyük tek hissedarı hâline geldi. Bu dönemde Fransız hissedarlar hâlâ büyük bir paya sahipti. Bu yapıyla, Süveyş Kanalı’nı işleten şirket (Suez Company) hem Fransız hem zamanla İngiliz kontrolünde olmuştu.
26 Temmuz 1956’da Gamal Abdel Nasser liderliğindeki Mısır hükümeti, Süveyş Kanalı’nı millîleştirdi. Bu karar, yabancı yatırımcıların (özellikle İngiltere ve Fransa’nın) şirketteki hisselerini hükümete devretmesini içeriyordu. O tarihten sonra, kanal işletmesi ve yönetimi devlete geçti. Kanalın sahibi ve işletmecisi olarak Suez Canal Authority (SCA) kuruldu.Günümüzde Süveyş Kanalı’nın kendisi (su yolu, altyapısı, lojistik sistemi vs.) Mısır devletine ait ve SCA tarafından işletiliyor.SCA, 26 Temmuz 1956’da millîleştirme ile kurulmuş bir devlet kurumu. Öncesinde kanal, özel sermayeli Suez Canal Company tarafından işletiliyordu; SCA bu şirketin tüm varlıklarını ve sorumluluğunu devraldı.
Merkez ofisi Mısır’ın İsmailiye şehrinde. Ayrıca alan çalışmaları için Port Said ve Süveyş (Port Tewfik) gibi liman bölgelerinde şubeleri var. Yönetim: Bir Yönetim Kurulu (Board of Directors) var; başkan Kanalın tamamı su yolu, kıyıları, altyapısı, kanal boyunca binalar, lojistik ve hizmet tesisleri SCA’ya ait.Kanal trafiğinin yönetimi, gemilerin geçiş kuralları, ücret (geçiş/tonaj/gemi tipi vs.) belirlemek ve tahsil etmek SCA sorumluluğunda.Kanalın işletilmesi, bakım-onarım, dredging (kanal yatağının temizliği/derinleştirilmesi), rıhtım, kurtarma, deniz trafik yönetimi, pilotaj hizmetleri ve gemi kontrolü tüm operasyonel işler SCA tarafından yürütülüyor.
Ayrıca SCA’ya bağlı altyapı varlıkları çok geniş: feribot hatları ve tekneleri, tüneller, tersaneler (örneğin bir gemi yapım/onarım tesisleri), yol & liman tesisleri, konut ve sosyal tesisler, su altyapısı, hastane, su kanalında liman & rıhtım alanları vb.
Bu yapı, SCA’yı sadece kanal geçiş ücretlerinden para kazanan bir kurum olmaktan çıkarıp; kanal çevresi yerleşimleri, lojistik, altyapı, deniz hizmetleri ve liman‑liman dışı yatırımlar dahil geniş kapsamlı bir devlet kuruluşu hâline getiriyor. Kanal geçiş ücretleri (tonaj, gemi tipi, navlun vs.) SCA’nın en önemli gelir kaynağı.
2019–2024 döneminde toplam net tonaj + gemi geçişlerinden elde edilen gelir, yaklaşık 39.919 milyar USD civarında.
SCA sadece gemi geçiş ücretleriyle değil, çok yönlü denizcilik ve lojistik hizmetleriyle “çok işlevli bir kanal işletmecisi” konumunda:
Kurum son yıllarda kanal çevresindeki liman, gemi bakım‑onarımı, gemi yapımı tersaneleri, kurtarma‑deniz ambulansı‑acil tatbikatları, yakıt ikmali (bunkering), ekip değişimi, deniz kurtarma gibi hizmetleri genişletiyor.
SCA ayrıca kanal çevresinde altyapı ve konut projeleri, sosyal tesisler, nakliye ve lojistik alan yatırımları yapıyor böylece kanal etrafındaki topluluklar ve liman şehirleri için kalıcı ekonomik altyapı sağlıyor.
Bu genişleme, SCA’yı yalnızca “kanal geçiş operatörü” olmaktan çıkarıp, “denizcilik + lojistik + altyapı + kamu hizmetleri sağlayıcısı” hâline getiriyor.
SCA, 1956’dan beri Süveyş Kanalı’nın sahibi, işletmecisi ve yöneticisi. Tamamen devlet kontrolünde, bağımsız bütçeli bir kurum. Sadece kanal geçiş ücretlerine değil; gemi bakım‑onarımı, lojistik, altyapı ve sosyal hizmetler gibi çok yönlü faaliyetlerle çalışıyor. 2023’te rekor gelir elde etmiş olsa da, 2024’te küresel ve bölgesel şoklardan büyük etkilendi ama SCA hâlâ kanalın güvenli, sürekli ve stratejik bir varlık olarak kalmasını sağlamaya çalışıyor.
Bu, aslında karmaşık ve krizli bir süreçti. Özetle: Suez Canal Authority (SCA)’ye ve Suez Canal Company’nin (SCC) millîleştirilmesine yani eski İngiliz‑Fransız kontrolünden alınarak Mısır devletine devrine Gamal Abdel Nasser’in 26 Temmuz 1956 tarihli kararıyle gidildi. İngiltere ve Fransa nasıl tepki verdi? - Millîleştirme kararı, SCC hissedarları olan İngiltere ve Fransa’yı şoke etti; bu karar, yıllardır sahip oldukları stratejik ve ekonomik çıkarları doğrudan tehdit ediyordu. İngiltere ve Fransa, Mısır’ın tek taraflı millîleştirme kararını uluslararası hukuka ve özellikle 1888 tarihli Convention of Constantinople’ya aykırı buldu bu anlaşma, kanalın tarafsız ve tüm uluslar için serbest geçişe açık olmasını garanti ediyordu. Bu yüzden, ilk olarak diplomatik yollarla bir çözüm aradılar. İngiltere, Fransa ve bazı kanal kullanıcı devletleri, kanalın işletmesini uluslararası bir konsorsiyum altında sürdürmeyi teklif ettiler. Ancak Mısır yönetimi, kanalın yabancı kontrolünde kalmasını ve uluslararası denetim altına girmesini reddetti millîleştirme kararında ısrarlı oldu.
Sonuç: Kabul etmediler.
Askerî Müdahale
Diplomatik görüşmeler başarısız olunca, İngiltere ve Fransa gizli bir plan çerçevesinde Sina Yarımadası’nı işgal etmesi için İsrail ile anlaştı. Bu plan, kanalın kontrolünü yeniden ele geçirmek amaçlıydı. Ekim 1956’da İsrail, Sina üzerinden Mısır’a saldırdı; ardından Kasım’da İngiliz ve Fransız güçleri kanal bölgesine indi. Bu, dört güçlü bir müdahale anlamına geliyordu. Ancak bu askeri operasyon büyük uluslararası tepki çekti özellikle Amerika ve Sovyetler Birliği baskısıyla; bu iki büyük güç, müdahaleyi kınadı.
Sonuç olarak, İngiltere ve Fransa planladıkları gibi kanalı yeniden ele geçiremediler baskılar sonucu Aralık 1956’da çekilmek zorunda kaldılar; kanal kontrolü Mısır’a kaldı.
Niçin “kabul” değil, “direniş / karşı koyma” oldu?
Aslında İngiltere ve Fransa SCA devrini “kabul eden” taraflar olmadılar. Tam tersine, millîleştirmeye itiraz ettiler, itirazları diplomatikle başlayıp askeri müdahaleyle sürdü. Onlar için kanal sadece ekonomik bir varlık değil; küresel stratejik jeopolitik çıkarlarının kalbiydi bu yüzden de Mısır’ın tek taraflı kanal kontrolünü kabul etmeleri olanaksızdı. - Ancak uluslararası koşullar ve büyük güçlerin müdahalesi (ABD + Sovyet baskısı) İngiltere‑Fransa müdahalesini sürdürülemez kıldı ve sonuçta Mısır’ın kontrolü korunmuş oldu.




Yorumlar