Üniformalı sanatçı: Hulusi Kentmen...
- cenes81
- 21 Oca
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 29 Oca
Merhabalar. Bugün sizlere Türk sinemasında benim için çok ayrı bir yere sahip olan elinde viski kadehi ve röpteşambrı ile aklımızda fabrikatör imajını oturtan usta sanatçımız Hulusi Kentmen'den bahsetmek istiyorum.
Keyifli okumalar...
Denizaltı görevlerinden tiyatro sahnelerine uzanan , eli tüfek yerine keman ve fotoğraf makinesi tutmuş; ''zengin fabrikatör'' rollerinin aksine, hayatı boyunca devlet memuru disipliniyle yaşamış, Yeşilçam'ın en disiplinli ama en babacan otoritesi Hulusi Kentmen.
Onu hep sivil ve zengin kıyafetlerle gördük ama o aslında Deniz Kuvvetleri'nde bir Astsubay Başçavuştu. Hayatının ilk yarısı askeri disiplinle, emir-komuta zinciri içinde geçti. Akçaabat'ta doğup, Deniz Gedikli Okulu'ndan mezun oldu. O meşhur dik duruşu tok sesi ve otoriter bakışları bir oyunculuk tekniği değil, yıllarca giydiği üniformanın bedenine kazındığı bir refleksti. 1961 yılına kadar hem askerlik yaptı hem de sahneye çıktı. Setlere bazen üniformasıyla gelir , karavanda üstünü değiştirip ''baba'' rolüne bürünürdü. Bu dünya da eşine az rastlanır bir ''çift kimlik''ti.
O kalın kaşları ve gür sesin arkasında çok ince bir ruh saklıydı. Hulusi Kentmen çok iyi derecede keman çalardı. Askeri bandolarda başlayan müzik merakı , onu set aralarında keman yayıyla huzur bulmaya itmişti. Sadece müzik değil; aynı zamanda profesyonel bir fotoğrafçıydı. Çekim aralarında elinde hep fotoğraf makinesi olurdu, setleri belgelerdi. Kadıköy'de bir dönem fotoğraf stüdyosu bile işletti. Kendini okuyarak ve gözlemleyerek eğiten, estetik zevki yüksek bir İstanbul beyefendisiydi. O sadece senaryoyu oynayan değil, sanatı yaşatan bir adamdı.
Onu hep yalıların sahibi, fabrikaların patronu sandık. Oysa gerçek hayatında emekli ikramiyesiyle aldığı 1956 model bir Ford arabaya binen, Kadıköy'de mütevazi bir apartman dairesinde yaşayan bir devlet emeklisiydi. O kadar iyi bir oyuncuydu ki , Türkiye'de inandırıcı ''zengin'' illüzyonunu yarattı. İnsanlar onu sokakta gördüğünde ''Hulusi Baba, şu bizim borçları bir kapatsan'' derlerdi; o ise gülümseyerek ''Ah evladım, o paralar filmlerde'' derdi. Bu tezat onun oyunculuk dehasının en büyük kanıtıydı.
Yönetmenlerin anlattığına göre; Hulusi Kentmen senaryoyu kelimesi kelimesine ezberlemezdi. Olayın özünü kavrar, sahneye girer ve kendi kelimeleriyle, o anki duygusuyla oynardı. Metne değil, duyguya sadıktı. İşte o yüzden kızmaları, affetmeleri bu kadar sahiciydi. Kitabi cümleler kurmaz , babamızın evde kuracağı cümleleri kurardı. Sinema da metot oyunculuğu denen şeyi, o içgüdüsel olarak, askeri disiplin ve babacan şefkati harmanlayarak icat etmiştir.
İşte böyle bir hayat ve geride bıraktığı akıllara kazınan o sevecen görüntü, saygıyla...



Yorumlar